TBMM genel kurulunda kabul edilerek yasallaşan kanunla ilk defa zorunlu arabuluculuk yasaya eklenmiş oldu. Bu düzenlemeye göre, kanuna, bireysel ve toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvuru dava şartı olarak kabul edildi. Davacının, bu uyuşmazlıklar sonrasında arabulucuya gitmeksizin dava açması durumunda, mahkemece başka hiçbir işlem yapılmaksızın, dava usulden reddedilecek. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşma yapılamadığına ilişkin tutanağı dava dilekçesine eklemek durumunda olacak. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili rücu davaları hakkında zorunlu arabuluculuk uygulanmayacak. Arabulucu başvuruları en geç 3 hafta içerisinde sonuçlandıracak, zorunlu durumlarda bu süreye bir hafta daha eklenebilecek. Arabuluculuk faaliyetlerine, mazereti olmaksızın katılmayan taraf, davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinden tümüyle sorumlu olacak ve katılmayan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilemeyecek. Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması şartı aranacak. Arabuluculuğa başvuru halinde zaman aşımı duracak ve hak düşürücü süreler işlemeyecek. Ayrıca yeni düzenleme ile Basın Kanunu kapsamında gazeteciler ve Deniz İş Kanunu’nda düzenlenen gemiadamı da bu madde kapsamında işçi sayılacak. Arabuluculuğa dair hükümler, kanunun 01/01/2018 tarihinde yürürlüge girecek. Ayrıca arabuluculuk tutanağı, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılacak. Anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacak.

İş mahkemelerindeki kanun yollarına ilişkin işler de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na tabi olacak. Bunun yanında, kanun yoluna başvuru süresinin ilamın taraflara tebliği ile başlayacağı hükmü getirildi. Bu düzenleme ile tefhimle mi tebliğle mi başlayacağı tartışma konusu olan ve Yargıtay içtihatlarıyla cevap aranan bir husus açıklık kazanmış oldu. Kanun yollarına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay’ın ivedilikle karar verecekleri hükmü getirildi. Eski Kanun’da süreye dair belirleme de varken, sadece ivedilikle inceleneceği hükmü getirildi. Eski kanunda 8 gün olan istinaf ve temyiz süresi de HMK’ya tabi olarak böylece 2 haftaya çıkmış oldu.

Bunun yanısıra, 4857 Sayılı İş Kanunu’na eklenen hükümle, iş sözleşmesinden kaynaklanmak kaydı ile hangi kanuna tabi olursa olsun, yıllık izin ücreti ve (i) kıdem tazminatı, (ii) iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat, (iii) kötü niyet tazminatı, (iv) iş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat alacakları, 5 yıllık zamanaşımına tabi kılınıyor.

Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mahkemelerce verilen kararlar ise, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabi olacak.

 

Avukat

Elif Demiröz Tan

Bu yazıyı sosyal medyada paylaş
Share on LinkedIn
Linkedin
Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter